GenelSağlık

Salgınla bitmek bilmeyen mücadele: Günümüz aşı karşıtlarının gerekçeleri neler?

Yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele dört bir yanda devam ederken aşı karşıtlarının neden olduğu aşılama oranlarındaki düşüklük de dikkatlerden kaçmıyor; bu da pandemiyle mücadelenin önünde büyük bir engel olarak görülüyor. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sayıca az olmayan aşı karşıtları, bilimsel çalışmaları dikkate almayarak çeşitli bahanelerle aşı olmaktan kaçınıyorlar ve çevrelerindeki insanları da aşı olmamaları konusunda ikna etmeye çalışıyorlar. Peki söz konusu aşı karşıtlarının gerekçeleri neler? Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap açıkladı…

KLİMİK’in resmi sitesinde açıklanan bilgilere göre aşı karşıtlarının savunduğu birden fazla iddia bulunuyor. Bunların ilki, hastalıkların sağlıklı yaşam koşulları ve temiz gıda/su temini sayesinde aşılamalardan önce ortadan kalkmaya başladığı iddiası. Prof. Dr. Alpay Azap ise bu iddiaya karşılık olarak bir hastalığın görülme sıklığının yıllar içindeki değişimine bakıldığında aşıların ne kadar etkili olduğunun görüldüğünü ifade ediyor ve kızamık aşısı üzerinden de örnek veriyor: Yıllar boyunca periyodik iniş çıkışlar olsa da kızamık görülme sıklığında gerçek kalıcı düşüşün 1963 yılında kızamık aşı lisansının alınması ve kızamık aşısının yaygın kullanılmaya başlamasıyla örtüştüğü belirtiliyor.

Diğer iddia ise bir salgın ortaya çıktığında hastalanan kişilerin çoğunun aşı olanlar olduğu ve aşıların etkisiz olduğu iddiası. Bu iddiayı çürütecek açıklama ise şu şekilde yapılıyor:

“Salgınlarla seyreden çocukluk çağı hastalıklarında gerçekten de hastalananların sayıca çoğunluğu aşılı olanlar olabilir. Ancak bu aşıların etkisiz olduğunu göstermez. Şöyle ki; aşılanan çocuğu riske atmamak amacıyla aşının içine ölü veya zayıflatılmış virüs konulduğundan ve çocuğun bağışıklık sistemi ile ilgili nedenlerden dolayı hiçbir aşı %100 etkili değildir. Aşılanan çocukların ortalama %85-95’i korunurken %5-15’inde aşıya rağmen hastalık gelişebilir.”

Ancak koronavirüs aşısına yönelik en büyük iddia, aşının içerisinde zararlı maddeler olduğu iddiası olarak kabul ediliyor. Aşıların içinde koruyucu olarak civa gibi tehlikeli elementlerin, alüminyum gibi zararlı maddelerin olduğu söyleniyor; ayrıca ‘çip, kimyasal sıvı’ şeklinde teoriler üretiliyor. Prof. Dr. Azap, bu korkuların da bilimsel çalışmalardan uzak korkular olduğunun altını çizerek, aşıların içinde bulunan koruyucu maddenin organik bir civa bileşiği olduğunu, doğada yaygın olarak bulunduğunu ve insan için tehlike arz etmediğini ifade ediyor.

“Aşılar bütün insanlık içindir” diyerek açıklamalarını noktalayan Prof. Dr. Azap’ın veriler ışığında yazdıklarına dayanarak, aslında koronavirüs aşılarının insanlık için bir kurtuluş kapısı olduğunu, pandeminin kontrol altına yalnızca aşılama ile alınabileceğinin anlaşılması gerekiyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir